Yazar Biyografisi
Karacasu
Derinin, demirin, hamurun, çamurun ve mermerin hayat bulduğu ilçe Karacasu…
İzmir’den gitmek isteyenler için; Selçuk, Sultanhisar, Nazilli, Kuyucak, Yenice’den sağa sapılacak ve Dandalaz barajı solda kalacak şekilde devam edilecek.
Bu bölgede yol çalışmaları yapılmadığı için yeşil doku muhteşem güzellikler barındırıyor.
Yeşil, sarı, kırmızı yapraklar görselliği kaçırmayın, sonbaharın güzelliklerini yaşamak için tam zaman.
Derinin, demirin, hamurun ve mermerin
Çamurun hayat bulduğu çömlekçilik, deriyi işleyen tabakhanecilik, demirin bıçak, balta, orak olduğu demircilik, hamurun lezzet bulduğu pidecilik en önemli yöresel
Neyse pide yemek için oturduğumuz bir mekanda Karacasu’da doğup, büyümüş neredeyse bir asırlık ömrü geride bırakmış Mehmet amca bize Karacasu’nun adının nereden geldiğini anlattı. Rivayete göre, Kanuni Sultan Süleyman’ın askerleri ile birlikte yörelerine geleceğini duyan halk, hazırlıklara başlar. Çok iyi hazırlanırlar. Kanuni ve askerleri seferden çok aç, uykusuz ve susuz olarak gelir. Halk kıştan kalma kar suları ile onların susuzluğunu giderir. Bu karlı su askerin çok hoşuna gider ve burayı “karlı su “ olarak anmaya başlarlar. Ve yörenin adı
Karacasu’ya giderken, Aydın yolunda Yenice’den sağa döndükten sonra yol üzerinde mevsimine göre o kadar çok meyve yiyoruz ki, böğürtlen, ceviz, elma ve nar ağaçları sağlı sollu uzayıp gidiyor, umarım bölünmüş yola kurban gitmez bu güzellikler, şimdilik bir çalışma yok ama! Karacasu merkezinde gün boyunca gezilebilecek, fotoğraf çekilecek, anı olarak alınabilecek o kadar çok malzeme var ki. Karıncalıdağ’ın eteklerine doğru yükselen yayla evleri ahşap yapılarıyla muhteşem bir görsellik sunuyor. Seramik ocakları, demir dükkanları, asırlık çınar ağaçları. Karacasu’da 37 adet seramik ocağında, babadan oğula geçen bu mesleği icra eden 100’ün üzerinde ustanın bulunduğunu öğreniyoruz. Ustaların çocukları çok küçük yaşlarda torna başına oturup çamura şekil vermeyi öğreniyorlar. Ocaklarda en çok yapılan, güveç tenceresi, testi, bardak ve fırında sütlaç için yapılan kaplar ilgi görüyor. Gezimiz sırasında pek çok insanın ayağındaki sandaletlerin derilerinin Karacasu’dan gittiği bilgisine ulaşıyoruz. Boşuna dememişler;” Derinin, demirin, hamurun, çamurun ve mermerin hayat bulduğu ilçe Karacasu…” Akşam saatlerinde ise gün batmadan Afrodisias antik kentte hoşça vakit geçirdik. Kentin önemli bir bölümünü gezmeye çalıştık, onlarca sincap da bize eşlik etti. Tarihi yapıların arasından uzanan yeşil, sarı ve kırmızı renkli yapraklı ağaçlar ortaya muhteşem bir görsellik sunmuş. Bize de bu güzellikleri fotoğraf kareleri ile ölümsüzleştirmek düştü.
11.11.2016

