Güncel Haberler:
Ahmet GÜREL

Yazar Biyografisi



ATATÜRK’Ü NASIL ANMALIYIZ?



       Atatürk diyor ki:

     “İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu ‘ben’ kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum.”


Bunları söyleyen Atatürk’ü; her 10 Kasım’da gözyaşları içinde sadece söylemlerle anmanın karşısındayım. Her anma günü; onu övmekle, hakkında birçok kitaplar yazmakla, adına konferanslar düzenlemekle, sergiler açmakla ve her köşeye büstünü dikmekle geçti. Bir de baktık ki onu sonsuzluğa uğurladığımız günden bugüne 80 yıl geçmiş ve bu süreç içinde Atatürk’ün gösterdiği ‘Çağdaş Medeniyet’ yolunda bir arpa boyu yol almamışız. Yeni eserler yaratamayan bizler, onun eserlerini anlatan ‘Onuncu Yıl’ marşı söylemeyi marifet ve Atatürkçülük saymışız. 


Gerçek Atatürkçülük acaba bu muydu? Mustafa Kemal tarafından memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşmamız işaret edilmemiş miydi?


           Atatürkçülüğün bir yaşam şekli olması gerektiğini hiç düşündük mü? İyi bir yurttaş olma bilincinde olan Atatürkçüler; önce çevreye, kentine ve ülkesine verdiği katkılarıyla gelecek nesillere örnek olmalıdır. O, nesiller, ülkesinin yer altı ve yerüstü kaynaklarına göz dikenlere tıpkı kurtuluş savaşındaki Türk ulusunun duruşunun aynısını gösterebilmelidir.





Atatürkçüler; ‘Ne olacak canım bu işten bir şey çıkmaz’ demeyip, önce ulus devletten yana olduğunu tüm dünyaya haykırmalıdır. Atatürkçüler, O’nun “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesini her zaman unutmayıp, uygulamalıdır. 


Ege Life Dergisi’nde, Atatürk’ün Türk-Yunan ilişkisini sağlığında getirdiği noktayı anlatmıştım. Atatürk ve Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos’un birlikteliğinden doğan dostluğu anımsatan makalem okurlarımız tarafından çok güzel tepkiler almıştı. 


Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos, on yıl önce savaştığı ve Nobel Barış ödülüne aday gösterdiği Mustafa Kemal için 1933 yılında şunları söylemiştir:


          “Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir. Bu olağanüstü işleri yapan Mustafa Kemal, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmıştır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.”


Atatürk’ün Ölümünün Yunanistan’daki Yankıları


Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ün ölümünün Yunanistan’daki yankılarını 12 Kasım 1938 günü şöyle özetlemiştir:


“Reisicumhur Büyük Atatürk’ün kaybıyla uğranılan en derin milli keder haberini alır almaz üzüntülerini ifade etmek üzere Kral Naibi namına Saray Nazırı ziyaretime gelmiştir. Ayrıca Saray Erkânı da Elçilikte defteri imza etmek ve bizzat kart bırakmak suretiyle üzüntülerini bildirmişlerdir. Muhterem Yunan Başbakanı, Yaveri ve Özel Kalem Müdürü ile birlikte elçiliğe gelmiş, defteri imzalamıştır. Bakanların çoğunluğu da defteri imzalamıştır. Dışişleri Müsteşarı bizzat gelerek Dışişleri adına derin üzüntülerini ifade etmiştir.”       



         Atatürk’ün doğduğu şehir olan Selanik de Büyük Ölü’ye ağlamış, yas tutulmuştur. Türkiye’nin Selanik Konsolosu İdris Çora, bu yaslı havayı şöyle rapor eder:


         “Ata’mızın ölümü Selanik’in tamamında hakiki bir elem ve üzüntü doğurmuş ve herkes bu Aziz Şefin elim kaybından üzüntü duymuştur.”          

         Türk-Yunan Dostluk Derneği Başkanı ve Sekreteri Selanik’ten Elçi Ruşen Ünaydın’a çektikleri telgrafta Atatürk’ün ölümünden dolayı duydukları derin üzüntüyü şöyle dile getirir:      
         “Yunan-Türk Dostluk Derneği, Yeni Türkiye’nin Büyük Şefi ve seçkin reformcusunun ölümü dolayısıyla Ekselanslarına en derin başsağlığı dileklerini sunmakla onur kazanır. Yunan-Türk Derneği, Yunan-Türk dostluğunu ve Balkan Barışı ülküsünü temsil eden Büyük Adamın ölümünden duyduğu derin üzüntüyü bildirir.” 


         Filip Nikolaidi adlı bir mübadil Rum da Selanik’ten Türkiye Büyükelçisi Ünaydın’a Türkçe olarak şunları yazmıştır:        


         “Yeni Türkiye’nin kurucusu, Balkan Paktı’nın mucidi, tarihte bin senede bir defa meydana gelen dâhilerden Kemal Atatürk hazretlerinin sonsuzluğa gidişi, değil yalnız Türkiye’yi, fakat bütün Avrupa’yı ve hususu ile Balkanları kara matemlere gark etmiştir...”


         Atatürk’ün ölümünden sonra, Yunan basını O’nun ölümüne çok geniş olarak yer verir.        
         11 Kasım 1938 günlü Elefteron Vima gazetesi; “Türk-Yunan anlaşmasını O istemiş ve bu anlaşma için hararetli bir imanla çalışan O olmuştu. O’nun adı, dünya tarihinin kahramanları arasında silinmez bir biçimde kalacaktır” der.      


         Katimerini gazetesi ise; “Atatürk, herkesin özlediği, dostların ve düşmanların hayran olduğu bir adamdı. O’nun ölümü yalnız Türkiye için değil, bütün uygarlık ve dünya için de bir kayıptır... Türkiye Büyük Kurucusunu kaybediyorsa, Yunanistan da büyük ve emin bir dostunu kaybediyor. Yunan milleti, dost ve müttefik Türk Milleti’nin yasına bütün kalbiyle katılır”  diye yazar.      




         Ethnos gazetesi, Atatürk’ün ölümünün “Elenler için de büyük bir kayıp”  olduğunu belirtiyor ve “Elen Milleti, Büyük Ölü’nün önünde heyecan ve büyük saygıyla eğilir” diyordu. 


         Kronos gazetesi, “Türk-Yunan dostluğunu ve işbirliğini O’na borçluyuz. Elen Milleti, Türk Milletiyle birlikte yas tutmaktadır” diye ekliyordu.     

   

         Yunanistan, Atatürk’ün cenaze törenine  “Hydra”  adlı destroyer ve 104 kişilik bir askeri birlikle katılmış ve törende Yunanistan’ı Başbakan General Metaxas temsil etmiştir. 


Türk-Yunan ilişkilerinin iyi gitmediği şu günlerde, Venizelos’un ve o çağda yaşayan Yunanların Atatürk’e olan saygısını ilettikten sonra, özde Atatürkçülerin çoğalması dileklerimle saygılar sunuyorum. 10 Kasım 2018





01.11.2018